TAYLOR SWIFT'E DEĞMEYEN ŞEY BİZE NEDEN DOKUNUYOR?
"Nazar değdi."
Bu cümleyi duyduğumuz anda modern dünyanın aklı başında insanları gözlerini devirmeye hazır bekliyor. Hemen birileri çıkıp, "Belki sadece dikkatsizsindir", "Belki şanssız bir gündü", "Kendini o kadar önemli sanma" diyor. Son günlerde Metin Hara'nın gündeme gelen sözleri de tam olarak bunu söylüyor:
"Taylor Swift'e değmeyen nazar sana Instagram'a fotoğraf attın diye değmez."
Peki gerçekten öyle mi?
Evet, belki Taylor Swift'e nazar değmiyordur. Sonuçta onun en yakın arkadaşları dokuz Grammy ödüllü Rihanna, dünyanın en başarılı kadınları, hayallerinin büyük bölümünü gerçekleştirmiş insanlar. Rihanna'nın, Selena Gomez'in ya da dünya çapında başarıya ulaşmış başka isimlerin hayatları; çoğumuzun yalnızca uzaktan izlediği bir dünyanın içinde akıyor. Onlar yıllar boyunca milyonlarca insanın sevgisini de nefretini de aynı anda yaşamış insanlar. Eleştirilmeye, kıskanılmaya, hatta yerden yere vurulmaya alışarak büyüdüler. O yüzden üzerlerine gelen olumsuzluklara karşı zamanla kalın bir kabuk geliştirdiler.
Ama sıradan insanların hayatı böyle işlemiyor.
Çünkü sıradan insanların başarıları çok daha yakından izlenir. Aynı mahallede büyüdüğünüz, aynı okula gittiğiniz, aynı maaşı aldığınız insanların arasında bir adım öne çıkmanız bile bazılarını rahatsız etmeye yeter. Yeni bir iş kurarsınız, terfi alırsınız, mutlu bir ilişkiye başlarsınız, yıllardır kurduğunuz bir hayali gerçekleştirirsiniz... İşte tam da o anda herkes sizinle aynı sevinci paylaşmaz. Çünkü insan doğasının en karanlık taraflarından biri şudur: Ulaşılamayan başarı hayranlık uyandırırken, ulaşılabilecek ama ulaşılamamış başarı çoğu zaman rahatsızlık yaratır.
Belki buna nazar demek bilimsel değildir. Ama insanın insan üzerindeki etkisini inkâr etmek de gerçekçi değildir. Her öğreti buna farklı bir isim verir; kimi negatif enerji der, kimi haset, kimi kıskançlık, kimi yalnızca kötü bakış... Adı ne olursa olsun sonuç değişmez. İnsan, çevresindeki duygulardan etkilenir. Bazen bir cümle, bazen küçümseyen bir bakış, bazen de sessiz bir kıskançlık insanın bütün enerjisini elinden alabilir.
Üstelik ünlülerin bunları yaşamadığını düşünmek de büyük bir yanılgıdır. Onlar da kırılır, onlar da yorulur, onlar da demoralize olur. Sadece bunu çoğu zaman göstermemeyi öğrenmişlerdir. Çünkü şöhret, insana acı çekmeme ayrıcalığı vermez; sadece acısını daha iyi saklamayı öğretir.
Bu yüzden mesele "kendini önemli sanmak" değildir.
Mesele, insanın sosyal bir canlı olduğunu ve çevresindeki olumlu ya da olumsuz duygulardan etkilenebildiğini kabul etmektir.
Belki nazar gerçekten yoktur.
Ama haset vardır.
Küçümseme vardır.
İnsanın sevincine tahammül edemeyen bakışlar vardır.
Ve bazen insanı en çok yaralayan şey, hiç tanımadığı insanların değil; en yakındakilerin sessizce eksilttiği hevesleridir.
